Yazar Vedat Türkali, bir yıldan beri Nobel Edebiyet Ödülü'ne aday olmasına rağmen, bu haberi kamuoyundan gizliyordu.
Yazar Vedat Türkali, Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterildi.1984 yılı Aralık ayı sonunda postacı Türkali'nin kapısını çalıyor, Almanya'dan gelen bir mektup getiriyordu. Yazarın yakın dostu kendisine haberi müjdeliyordu: Nobel'e adaylığın kabul edildi."
Mektubu okuduğunda donakalmıştı Türkali. "Çevrem ve arkadaşların olayın etkisine benden daha fazla kapıldılar. Aday gösterilmiştim, ama ödülü bana vereceklerine hiçbir gün inanmadım" diyordu.
Nobel Edebiyat Ödülü'nü almak kadar, bu ödüle aday olmak da zordu, dünyada çok az sayıda yazarın kapısın çalan bir mutluluk, bir şanstı bu. Ancak Türkali, iki yıldan beri bu ödüle aday olduğunun kamuoyundan gizlemek için elinden geleni yapmıştı. Yakın dostlarından tek bir isteği vardı: "Ağzınızı sıkı tutun, kimseye aday olduğumu söylemeyin!" Yaşar Kemal'den sonra, Vedat Türkali, Nobel'e aday gösterilen ikinci Türk Yazarıydı. O halde niçin Türkali haberin basına sızmaması için bunca özen göstermişti? Bunun nedenini şöyle açıklıyordu yazar: " Ben aslında çok çekingen yaradılışta biriyim galiba. Kendisini reklam yapıyor yollu bir izlenim bırakmak beni son derece rahatsız eder. Kuşku aday olmak çok önemli. Ama asıl önemli olan ödülü alabilmek. Bunu alabileceğimi sanmıyorum. Açıkçası ödüle aday oldum diye açıklamalar yapmaya utandım."
Nobel Edebiyat Ödülü'ne adaylık, her istekli yazarın bizzat başvurarak elde edeceği bir statü değil. Nobel Edebiyat Ödülü'nün 18 kişilik komitesi, her yıl kendi seçtiği birtakım uzmanların görüşünü alarak adaylarını saptıyor, Vedat Türkali'yi, Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösteren, yazarın belirttiği gibi bir Alman Türkoğlu Prof. Dr. Barbara M. Kellner'dı. 30 Ocak 1985 tarihinde Kellner, ödül komitesine sunduğu öneri gerekçesinde şunları yazmıştı: "Türkali, Birgün Tek Başına adlı ilk romanında kendi sanat ve edebiyat görüşleri açısından uzlaşmasız bir biçimde sanat filminin özelliklerini roman düzlemine aktarmıştır. Bu yeni yazış tarzı derhal ilgi çekti. Fakat bu romanın içeriği de onu, son yılların en çok okunan ve tartışılan eserlerinde biri kıldı." Komite, eline ulaşan çok sayıdaki adaylar listesi içinde Türkali'yi Kellner'in raporuna dayanarak Nobel'in sürekli adayı kılmıştı. Bir kere aday listeside gösterilen kişi, adaylar listesinden silinmediğine göre, gelecek yıllarda Türkali'nin yeniden ödülü kazanma doğabilecek. 1986 yılı içinde Türkali'nin diğer Batılı Türkologlarca ödül için önerileceği biliniyor. Türkali'nin en büyük şanssızlığı Birgün Tek Başına adlı romanın yabancı dillere çevrilmemiş olması.
Vedat Türkali 28 yıldan beri edebiyat - sinema - tiyatro dünyasıyla içli dışlı. Senaryolarından Karanlıkta Uyananlar 1965, Kara Çarşaflı Gelin ise 1977 yılında Antalya Festivali'nde.
Nokta Dergisi, Mayıs 1986, Yıl:4, Sayı:10 - 11, Sayfa: 56