22 Kasım 2008 Cumartesi

Üye Girişi





< Geri

Kurşun Ata Ata Biter

Tarık Dursun K: “Kaçakçılığı bir fon olarak kullandım”

1984 Orhan Kemal Roman Armağanı, Rauf Mutluay, Mehmet H. Doğan, Erdal Öz, Hilmi Yavuz, Konur Ertop ve Nurer Uğurlu'dan oluşan seçici kurul tarafından “Kurşun Ata Ata Biter” adlu romanıyla Tarık Dursun K'ya verildi. 26 Mayıs 1984 günü Rauf Mutluay, Erdal Öz, Nurer Uğurlu ve Konur Ertop ödülü kazanmaya aday romanlar üzerine yoğun bir tartışmaya giriyorlardı. Latife Tekin “Sevgili Arsız Ölüm”, Tarık Dursun K. “Kurşun Ata Ata Biter”, Ayla Kutlu ise “Tutsaklar” ve “Cadı Ağacı” adlı romanlarla yarışmaya katılmışlardı. Bu romanlardan hangisi ödüle layıktı? İşte bu soru üzerine seçici kurulun dört üyesi arasında ilk turda görüş birliğine varılmadı. Erdal Öz, Latife Tekin'in ödül alması konusunda ısrar ediyordu. Ancak ikinci tur oylamada ödülü Tarık Dursun K. Kazandı. Seçici kurulun iki üyesi Hilmi Yavuz ve Mehmet H. Doğan oylarını postayla göndermeyi yeğlemişlerdi.

1984 Orhan Kemal Roman Ödülü ile birlikte 38 yıllık yazın yaşamı olan Tarık Dursun K.'nın ödül sayısı üçe ulaşmış oldu. “Güzel Avrat Otu” adlı öykü kitabı yazarınsa 1961 Türk Dil Kurumu Ödülü'nü “Yabanın Adamları” adlı öykü kitabı ise Sait Faik 1967 Hikaye Armağanı'nı kazandırmıştı. 1931 İzmir doğumlu olan yazar, edebiyata şiirle başladığını “beceremeyeceğini anlayınca düzyazıya geçtiğini” söylüyor. K, ortaokulda iken okumaya karar vermiş ve bundan sonra çeşitli işlerde çalışmaya başlamış. İlk öyküsü 1946 yılında “1001 Roman” adlı çocuk dergisinde yayınlanmış. 1949 yılı ise K'nin yaşantısına yön veren bir yıl olmuş; Anadolu gazetesinde muhabir olarak çalışmaya başlamış; gazetecilik serüveni yıllar boyu sürmüş. Sinemaya da ilgi duyan K 1950-1960 yılları arasında sekiz film çevirmiş. Kendi deyişiyle Yeşilçam'dan kovulmuş.

“Sınıfımı unutmadım”. Dar gelirli bir ailenin çocuğu olan yazar “ben hangi sınıftan geldiğini hiç unutmadım, içinden çıktığım sınıfın insanlarıyla haşır neşir oldum. Onlarla bağlarımı hiç koparmadım, öykü ve romanlarımda onları anlattım. Bana eskisinden daha fazla saygı duyuyorlar. Bu onları anlatmış olmamdan değil. Okur-yazar sınıfına katılmamdan geliyordu” diyordu.

Gazatecilik mesleği ile yazarlığı uzun yıllar elele yürütebilen yazar, gazeteciliğin yazarlığına büyük bir katkısı olduğunu söylüyor: “Dünya gazetesin adına 1959 yılında Gaziantep Hatay illeri arasında yaptığım bir dizi röportaj vardı: “Haritada 5 Nokta”. O zaman kaçakçılar arasında bulundum ve bir dizi notlar da aldım. Aradan beş yıl geçtikten sonra Vatan Gazetesi için “Sınır Boyu Düz Gider” adlı bir dizi röportaj yaptım. Kurşun Ata Ata Biter'i yazarken işte bu birikimimden yararlandım.”

“Kaçakçılığı fon olarak kullandım.” K. Türkiye'de hızlı bir toplumsal değişmenin varlığına dikkat çekmek istediği “Kurşun Ata Ata Biter” adlı romanında kaçakçılık konusunu niçin işlediğine ilişkin olarak da “kaçakçılık aslında romanda bir fon olarak kullanılıyor. Roman kahramanlarımın başına gelenler herhangi bir kentte de olabilirdi.” Diyor.

Kurşun Ata Ata Biter, Suriye sınırına yakın bir kasabada yaşayan az sayıda kahramanın etrafında gelişen olay örgüsünü ele alıyor. Romanın baş kahramanları Üzer, Cevahir ve Tahir yıllar yılı geçimlerini sağlamak için kaçakçı ağası Kasım Ağa ile birlikte çalışıyorlar. Sınırdan geçtikleri bir gün Tahir mayın üstüne basarak can veriyor. Karısı Hediye ise hemen her kaçakçı kadının yazgısıyla yalnızlıkla baş başa kalıyor. Üzer ve Cevahir dostlarının ölümünden sonra da işlerine devam ediyorlar ama isteksizce. Zaman hızla akar, tüm ülke hızlı bir çalkantılı içinde bocalarken, bu hızlı değişim kahramanların kapılarını da çalmamazlık etmiyor. Kasım Ağa, Üzer'e Cevahir'e artık teyp, radyo kaçırmakla kaçakçılık işinin yürüyemeyeceğini, bundan böyle silah kaçakçılığına dalacaklarını söylüyor. Ayakları eskiye sımsıkı bağlı olan iki dost bu işi istemeye istemeye üstleniyorlar, ama silah kaçırdıklarının ilk günü sınırı geçtikten sonra Cevahir, Kasım Ağa'nın düşmanlarının kurşununa hedef oluyor, yaralanan Cehavir'in bacağı kesiliyor. Bu olay üzerine Üzer kendi yönünü bulma çabasının içine girip koyun kaçırmaya başlıyor. Kasım Ağa'dan zorla alınan tazminat parasıyla, Üzer'in uzatmalı sevgilisi Gazel'in yıllar yılı biriktirdiği ve Hediye'nin Tahir'in ölümü için Kasım'a verdikleri paralarla Cevahir'e bir bakkal dükkanı açılıp daha sonra Cevahir ile Hediye başgöz ediliyor. Mutluluk bulutlarının kahramanların üstünde dolaşması gerekirken ölüm bulutları geziniyor. Artık kendini uluslararası silah kaçakçılarının arasında bulan ve bu işte küçük bir visa olarak kullanılan Kasım Ağa bir gün yaptığı işten korkup uzaklaşmak isteyince öldürülüyor. İşte bu arada Cevahir de kim vurduya gidiyor.

“Kurşun Ata Ata Biter” kentleşme sürecinde olan bir kasaba romanı niteliğinde. Yazarı bu saptamaya katılarak “Türkiye genelde zaten bir kasaba. Gerçi kentleşmeye doğru adım atıyor. Ama gelenek ve göreneklerinden sıyrılmış bir kentleşme değil bu.” Diyor.

İKİ GÖRÜŞ

Nurer Uğurlu

Tarık Dursun K. , “Hasangiller”, “Rıza Bey Aile Evi” kitaplarıyla yıllar önce bende yerini almış usta yazarlarımızdan biridir. Hele onun kısa hikayelerinin tadını hiç unutamam. Hikayelerinden gerçekliği kendine özgü duygusallıkla vermiş, bunda azımsanmayacak bir başarıya ulaşmıştır.

Denizin Kanı” Tarık Dursun K.”nın severek okuduğum ilk romanıdır. Hikâyelerindeki anlatım akıcılığı bu romanında doruğa varmıştır. Kitapta deniz insanlarının acıları, sevinçleri, sevgileri ve öfkeleri bir destansı anlatımla sergilenmiştir.

Yazarın son romanı “Kurşun Ata Ata Biter” hepimizin bildiği kirli işlere temiz halk çocuklarının nasıl girdiğini, bu çıkmazdan kurtulmanın değişmez yazgısını yine kendine özgü, dostluk, arkadaşlık havası içinde, anlatımdaki şiirselliğin, biçimsel belirginliğinde, romanı baştan sona okunur kılacak sıcak bir gerilimle sunmuştu. Bence bu kitap Tarık Dursun K.'nın hikâyelerindeki kadar romanda da usta ve başarılı olduğunun bir kanıtıdır.

Rauf Mutluay

“Kurşun Ata Ata Biter”in ilk bölümü, “İmbatla Dol Kalbim”de bir öyküdür. Tohum gibi eksiksiz, sağlam, tutarlı, olgun, türünün özelliklerini yoğunluğunda toplamış, dal budak salmaya hazır bir hayat dinamiti. Böyledir Tarık Dursun'un yazdıkları: Özünü yitirmeden, gücünü eksiltmeden depo edilmiş bir yaşam gücü taşır; yalnızca birim ve boyutları değiştirilmiştir, ölçeği bozulmada.

Yazdıklarını artırır çünkü; aza indirger. Seçtiği her kelimeye yerli yerinde olmak, taşıdığı anlamları belirtmek sorumluluğunu yükler. Betimlemeleri gerekli ve canlı; konuşmaları yalın, kestirme, keskin, güçlü ve güzeldir. Arada Küçükçekmeceli evin hem gölü hem dereyi gören penceresi gibi büyün bir ömre hayal olan bilinçli tekrarlar ne kadar güzeldir.

Beyazı, aydınlığı iyimserdir. Tarık Dursun'un. Cins ilişkileri kıvamında aşklı ve şehvetli; dostluklar yürekli ve destekli; iş ve emek arkadaşlığı namuslu ve onurludur. “Hayat ölümdür” diyordu Claude Bernard; Tarık, ölüm yaşamı bitirmez düşüncesindedir. Tahir'in yasındaki Hediye, Cevahir'e mutluluk kapısıdır; Cevahir'in kesilen bacağı Hediye'ye ev mutluluğu sağlar. Üzer'in yiğit kadını vardır, erdemli; iki fiyaka anarşistini dostluk göreviyle temizledikten sonra sınırlar ötesinde kavuşabilir ona. Kısaca her pencereden biraz ışık sızar. Kaçakçılık gibi en amansız ve nankör işte bile geçerli ahlak ölçüleri yürürlüktedir: Böylece bir ülke gerçekliği, tek tek insanlarının özel gerçekleriyle yansır romanın sayfalarına. Okunası kitaptır.

Nokta Dergisi 25 Haziran 1984 Yıl: 2 Sayı: 18 Sayfa: 54-55
idefix'te     ya da HAVALE ile alışveriş yapabilirsiniz.

Lütfen kendinizi tanıtın.
E-Posta
Şifre
 
Şifremi unuttum 

» Üye olmak istiyorum
« Kapat