22 Kasım 2008 Cumartesi

Üye Girişi





< Geri

Türkiye'de Yeraltı Edebiyatı

Osman Çakmakçı

Edebiyatın “yeraltı” damarı yazısından...

Ülkemize gelince, Türkiye'de yeraltı edebiyatının gelişmiş olduğunu söylemek zor. Bu edebiyatın ilk önemli örnekleri 1990'lı yıllardan sonra verildi. Bilindiği gibi ‘80'lerden sonra kapitalizmin ekonomik ve kültürel yaptırımlarına, baskısına maruz kaldı Türkiye ‘90'larla birlikte globalleşme edebiyatımızda popülerleşmeyi, aktüaliteye yaslanmayı, etliye sütlüye dokunmayan temaları egemen kıldı. Bunun doğal sonucu karşıtının ortaya çıkmasıydı. Bu karşıt da yeraltı edebiyatı demekti. Bu minvalde küçük İskender akla gelebilir örneğin. Ama küçük İskender'i daha çok ‘marjinal' bir kişilik olarak görmek gerekir. Bir ara Stüdyo İmge Yayınları Türk edebiyatının yeraltı edebiyatı olarak değerlendirilebilecek metinlerini art arda yayımladı ve bir yer altı edebiyatı yayınevi kimliğine büründü. Bu yayınevinden Ayça Sezen Ural ve Sibel Torunoğlu gibi yazarlar edebiyat ortamına aşılandı. Sibel Torunoğlu'nun “Travesti Pinokyo” adlı kitabının gerçekten uysal topluma rahatsızlık veren, tam anlamıyla sapkın bir eser olduğunu söyleyebiliriz. Bu eserler toplumda yeterince ilgi de uyandırdı.

Kendisi de yeraltı edebiyatına dahil edilebilecek romanlar yazan Hikmet Temel Akarsu, hürriyet Gösteri Dergisi'nde yayımlanan bir yazısında Yusuf Atılgan'ı, Vüs'at O.Bener'i, hatta ve hatta Sait Faik'i bu edebiyatın ülkemizdeki öncüleri olarak nitelenmişti. Bence Yusuf Atılgan ve Vüs'at O. Bener daha çok ‘avantgarde' olarak nitelenebilecek yazarlardır. Bir de Oğuz Atay örneği var. Oğuz Atay'ın eserlerinin gerek şaşırtıcı ve sert üslubuyla, gerek ele aldığı temalarla yeraltı edebiyatının öncü temsilcilerinden biri olduğu ileri sürülebilir.

Peki günümüzde, 200'li yıllarda yeraltı edebiyatının gidişatı v edebiyatımızda işgal ettiği konum nedir? Neredeyse, koskocaman bir hiç. Süreyya Evren, Altay Öktem gibi birkaç yazar bu çerçevede eserler veriyorlar ama genele bakınca bu çabalar çok cılız kalıyor.

Halbuki dünyada çok güçlü bir geleneğe sahip olan yeraltı edebiyatının ülkemizde de bir patlama yapması için bütün sosyal, kültürel koşullar çok uygun.

Bunun için biraz cesaret, biraz eleştirel bir bakış, biraz da toplum dışı kalmak yeterli. Öyle değil mi?

Edebiyatın “yeraltı” daması yazısından...

Milliyet Sanat, Kasım 2004, Sayfa 93
idefix'te     ya da HAVALE ile alışveriş yapabilirsiniz.

Lütfen kendinizi tanıtın.
E-Posta
Şifre
 
Şifremi unuttum 

» Üye olmak istiyorum
« Kapat