Kitap okuma alışkanlığının kazanılması/kazandırılması üstüne görüş öne sürenlerin büyük bir bölümü ilgili kurumların önlem, destek ve yatırımlarının gerekliliğinden söz ederler. Bu gerekliliğin bir parçası olan okuma alışkanlığının okul öncesi eğitimdeki önemini biz yeni yeni fark ediyoruz. Bu konuda ilgili ve yetkili resmî kurulların bir program oluşturma çabalarını zorunlu bir ilk adım olarak anmak gerekiyor. Ancak, özellikle çocuk edebiyatının günümüzde tartışmamız gereken yönlerinden birisi "sivil" etkinliklerin de katılabileceği sağlıklı ürünlerin oluşturulması ve bunların okuma alışkanlığı bağlamında eğitim malzemesi olarak kullanılabilmesi...
Bu alanda eğitimci görevlilere, yazarlara yön verebilecek araştırma kitaplarımızın eksikliğini yakıcı bir biçimde duyuyor, her çabayı coşkuyla karşılıyoruz.
Bu çabaların birkaç örneğini dikkatinize sunmak istiyorum.
İşte Zehra İpşiroğlu'nun Eğitimde Yeni Arayışlar (Adam Yayınları, 1997) adlı kitabı; işte Necdet Neydim'in Çocuk ve Edebiyat (Bu Yayınları, 1998), Cüneyt Okay'ın Osmanlı Çocuk Hayatında Yenileşmeler'i (Kırkambar Yayınları, 1998), Mustafa Ruhi Şirin'in Masal Atlası (İz Yayıncılık, 1998), Özdemir Nutku'nun Oyun, Çocuk, Tiyatro (Özgür Yayınları, 1998) adlı kapsamlı çalışması...
Hep yakınırız. Bizde çocuk edebiyatı neden istenen ölçüde gelişemiyor? Ya da ülkemizde çocuk tiyatrosu, drama çalışmaları yerini bütünüyle TV eğlencelerine mi bırakacak?
Çocuk edebiyatımıza bir ilk yaklaşım denemesi olarak, öncelikle bu edebiyatın hangi malzemelerden oluştuğunu gözden geçirmek gerekiyor. Bu öğretim döneminin başlarında üçüncü basımı yapılan Çocuk Edebiyatı adlı kitabımda (Esin Yayınevi, 1997), konuya ilişkin tarihsel süreci belirlemeye çalışmıştım.
Orada, çocuk edebiyatı malzemelerimizin sandığımızın çok daha ötesinde olduğunu farkettim. Örneğin sözlü edebiyat geleneğimizi oluşturan destanlarımız, Dede Korkut masalları, çeşitli halk hikâyeleri, efsaneler ve bunların varyantları; oyunlar, bilmeceler, tekerlemeler, türküler, maniler, deyişler ve fıkralar çağdaş edebiyatımızın birer başvuru kaynağını oluşturuyorlar. Üstelik; sözlü geleneğimizde olsun, yazıya geçirilmiş kimi ürünlerde olsun folklor ve edebiyat ürünlerimizin içinde çocuk dünyasına yönelik oldukça zengin bir hazinenin keşfedilmeyi beklediğini söyleyebilirim.
Öyleyse, öncelikle uygarlıklar beşiği Anadolu'da çocuk edebiyatımızı çok sağlam temellere dayandırmanın bir "imkân"dan öte bir zorunluluk olduğunu bir kez daha belirtmek gerekiyor. Sözünü ettiğim araştırma serüveni (evet, serüveni!) beni Türkiye'de çocuk edebiyatımızın gelişmesine yönelik çalışmaları da gözden geçirmeye yöneltti.
Özellikle, "çocuklar için bir edebiyat" ülküsünün erken Cumhuriyet yıllarının yönetim anlayışı olarak belirdiğini görüyoruz. Dönemin coşkulu ortamında oldukça didaktik bir tarzın yeğlenmesi, sanırım çocuk edebiyatında kuramsal altyapı eksikliğinin bir yansıması. Yıllar geçtikçe, pedagojik kaygıların bir eğitim malzemesini nasıl yoğuracağı konusundaki başarılı örnekler çoğalmaya başladı.
Çocuk edebiyatının hem biçimsel hem de içerik olarak çerçevesi 1960'lardan sonra çizilmeye başlandı. Çocuğun okul öncesi dönem ve eğitimini, bilimsel bir bakış açısıyla ele alma arayışı başladı. Önceki dönemler için kimi tekil örnekleri sayıp eleştiri oklarımızı daha da sivriltebiliriz. Ancak genel görünümüyle çocuk edebiyatı için emek veren, bu yönde iyi niyetli çabalarını sürdüren bir "yazın kuşağı" oluştu.
Yayımlanmış çocuk kitaplarının künye bilgilerinin taranması bile bunun ilk göstergelerini ortaya çıkarmaya yetecektir. O kadar ki, yeni dönemlerde çocuk edebiyatı alanında ürün verenlerin görece kabarık sayısı bu umudumuzu güçlendirmeye yetiyor. Sadece çocuk kitapları yayımlayan, bu alanda özenli bir yayın etkinliği sürdüren kurumlarımızın varlığı da bunun bir başka kanıtı.
Örneğin Mavibulut Yayınları tarafından çıkarılmakta olan Binbir Kitap adlı çocuk edebiyatı araştırmaları dergisi bu bağlamda gerçekten ilgiyi hak ediyor.
Bu dergide, çocuk edebiyatı alanında ürün veren ya da çocuk eğitimiyle ilgilenen öğretmen ve ailelerin yararlı ve farklı bakış açıları edinebileceklerini sanıyorum.
Türkiye Yayıncılar Birliği'nin kuruluş döneminde ilk yaptığı çalışmalardan birisi de Çocuk Kitapları Kataloğu'nun hazırlanmasıydı. Bunun ardından İstanbul Alman Kültür Merkezi'nin katkısıyla hazırlanan Çocuk ve Çevre adlı çalışmayı anımsayanların, böylesi çalışmaların neden sürdürülmediğini merak etmeye hakları var sanırım.
Çocuk edebiyatı alanında, bilimsel çalışmalar arasında özel yeri olan bir çalışma da Selahattin Düzgün'ün Çağdaş Çocuk Yazını (Yapı Kredi Yayınları, 1997) adlı kitabı... Düzgün, kitabında önemli bir gerçeğin altını çiziyor: Yazın eğitimiyle karşılaşma olanağını bulan çocuklarımız, birey olmanın en temel nitelikleriyle "yaratıcı duyarlık" kazanabilmektedirler. Selahattin Düzgün bu yaklaşımla, çocuk edebiyatının masal, gerçekçi ve fantastik öykü türlerinde verilmiş örneklerini çözümleme denemesine girişmektedir.
Benzer bir çalışma ise Necdet Neydim'den geliyor. Çocuk ve Edebiyat adlı kitabında "çocukluğun kısa tarihi"ni ve Türkçeye de aktarılan dünya edebiyatından kimi metinlerde çocuk figürlerini ele alıyor. İncelenen kitaplar ve örnek çocuk figürler şöyle oluşturulmuş: Küçük Lord, Küçük Prenses, Pinokyo, Pollyanna, Heidi ve Matilda...
Zehra İpşiroğlu ise Eğitimde Yeni Arayışlar adlı çalışmasını eğitimin teorik sorunlarıyla açarak, "yazın" ve "tiyatro"nun çocuk eğitimindeki önemini tartışıyor.
İpşiroğlu, Düşünmeyi Öğrenme ve Öğretme (Afa Yayınları, 3. baskı, 1997) adlı kitabındaki saptamaları bu kitapta daha çerçeveli olarak açmaya girişiyor.
Osmanlı Çocuk Hayatında Yenileşmeler adlı çalışmasıyla Cüneyd Okay, ilgisini 1850-1900 yılları arasında, yine çeviri edebiyata ve çocuk dergilerine yoğunlaştırıyor.
Çalışmasının giriş bölümünde saptadığı döneme ilişkin modernleşme çabalarını gözden geçiren Cüneyd Okay, çeviri çocuk kitaplarını ve çeviri çocuk şiirlerini bu yenileşme çabaları içinde ele alıyor.
Özellikle temel alınan dönem içinde "değişim"in göstergelerinden olan çocuk kıyafetleri, oyuncakları, fotoğraf ve tiyatro malzemelerinin incelenmesi bu bağlamda önem taşıyor. Mustafa Ruhi Şirin, Masal Atlası adlı kitabında masal/çocuk ilişkisini farklı açılardan irdeliyor. Dünya kültürü içinde masalların serüvenini izlerken Ezop'a özel bir yer ayırıyor. Giderek M. R. Şirin, masalların insanın iç dünyasında çok önemli bir işlevi olduğu kanısına varıyor. Düş kurma gücünün ve insan etkinliğinin gizli çarklarını döndüren ivmede masalların büyülü rüzgarını buluyor.
Özdemir Nutku'nun Oyun, Çocuk, Tiyatro adlı çalışması ise kendi alanında yetkin bir başvuru kitabı. Nutku, ülkemiz eğitim tarihinde tiyatronun yerini, doğumundan ergenleşme dönemine kadar çocuktaki dramanın gelişmesini bilimsel bir bakış açısıyla saptıyor. Kitaba doğaçlama ve oyunculuk başlığı altında bir bölüm ekleyerek, yapıtın aynı zamanda bir el kitabı olarak da yararlı olmasını sağlıyor.
Nutku'nun bu çalışmasını tamamlayıcı nitelikte iki araştırmayı daha anmak gerekiyor. Bunlardan ilki Doç. Dr. Mübeccel Gönen-Nursel Uyar Dalkılıç ikilisinin hazırladığı Çocuk Eğitiminde Drama (Epsilon Yayıncılık, 1998) ve yayıncı Aygören Dirim'in hazırladığı Okul Öncesi Eğitiminde Yaratıcı Drama (Esin Yayınevi, 1998) Özellikle bu son iki çalışma pratik öneriler açısından son derece yararlı olabilecek "el altı" kitapları. Hazır yeri gelmişken doğrudan yuva eğiticilerine seslenen iki çalışmayı daha duyurmak isterim: Bunların ilki Fügen Yıldırım'ın hazırladığı Yuva Eğiticisinin El Kitabı (1997) Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı Yayınlarının ilk kitabı olarak çıktı... Diğeri ise çocuk edebiyatımızın seçkin bir adı olan Dr. A. Ferhan Oğuzkan'ın: Okulöncesi Çocuk Bakımı ve Eğitimi/Amaçlar ve Tartışma Konuları (MEB, 1997).
Dr. Alev Sınar'ın sabırlı bir çalışmayla ortaya çıkardığı bir kitap Hikâye ve Romanımızda Çocuk (Alfa Yayınları, 1997). 1872-1950 yılları arasında yayımlanmış belli başlı roman ve hikâye kitaplarında "çocuk" figürünü ortaya çıkarmak çabasını sürdürüyor... Bu çalışmasını da ana eksen olarak aile, okul, dış çevre ve savaş tehlikesi olarak baştan bölümlendiriyor. Dileriz, 1950 sonrası için de benzer bir araştırmayı gerçekleştirsin Dr. Sınar...
Kuşkusuz, bu kitaplar benim görebildiğim sınırlı kaynaklar arasından seçtiklerim. Başka duyarlı çalışmaların varlığını da biliyorum. Ancak onlardan da sırası geldikçe söz etmeyi sürdürmek isterim.