22 Kasım 2008 Cumartesi

Üye Girişi





< Geri

“Homeros Klasiğimiz Mevlana Değil...”

Sefa Kaplan

“Bizim klasiğimiz yoktur” dediği için çeşitli tepkilere neden olan şair ve yazar Melih Cevdet Anday Nokta'nın sorularını cevaplandırdı:

Nokta: Bizim klasiklerimiz neden yok?
Anday: Bizim edebiyatımız yeni bir edebiyattır. Bunu kabul etmekte bir sakınca görmüyorum ben. Divan edebiyatı ancak şairlerin faydalanabileceği bir edebiyattır ki, onu genç şairlerimizin bile başarabileceğini sanmıyorum. Saygın, sevilen yazar anlamında da bizim taklit edebileceğimiz klasiğimiz yok gibi görünüyor bana. Belki ancak bundan sonra klasiklerimiz olacak. Bunları geçmişte değil ileride arayalım.
Nokta: Peki o zaman düşünce dünyamızı 60 - 70 yıllık bir dönemle sınırlandırmış olmuyor muyuz?
Anday: Bunda o kadar üzülecek bir şey yok ki. Divan zamanında hiçbir şairimiz halk şiiriyle meşgul olmamıştır. Çünkü onu küçümsemiştir. Tanzimat'tan sonra da hiçbir halk şairimiz, Yunus Emre dahil sevilerek ele alınmamıştır.
Nokta: Yani Yunus Emre halk tarafından da bilinmiyor muydu?
Anday: Halk arasında değil köylüler arasında bilinirdi Yunus, şehirlerde değil...
Nokta: O dönemin hayatı genelde köy hayatı değil miydi?
Anday: Hayır efendim. Köylülerin bilmesi de şairi sevmelerini göstermez. Mistik bir etkisi vardır. Köylü bu etkiden ötürü bağlanır ona.
Nokta: Aynı köylü Karacaoğlan'ın hiç de mistik olmayan şiirlerini de biliyor ama....
Anday: hayır efendim, o da aynı şeydir. Onun da güzellik anlayışı aynen divan şiirleri gibidir. Benim en sevdiğim halk ozanı Karacaoğlan'dır Fakat o da divan şiirinin halk tarzında tekrarından başka bir şey değildir.
Nokta: Peki diyelim ki Homeros'u klasiğimiz olarak kabul edebilir miyiz?
Anday: Neden etmeyelim?
Nokta: Homeros'un bugün de taklit edildiği söylenebilir mi?
Anday: Tabii. Ben taklit ediyorum. Üstelik kaç şiirimde...
Nokta: Yani Homeros'u kendi klasiğimiz olarak görüyorsunuz?
Anday: Tabii görüyorum. Buraya iyi ki geldiniz. Klasiğimiz deyince, bunu milli sınırlarımız içine hapsetmeyelim. Bizim edebiyatımız için bütün dünyanın klasikleri bizde de klasiktir.
Nokta: Ya Mevlana?
Anday: Mevlana'yı şiir olarak Türkçeleştirmemişiz. Yani dilimize ve kafamıza getirememişiz..
Nokta: Homeros'un da dili farklı...
Anday: Tabii ister istemez tercümelere dayanarak kabul edebiliriz.
Nokta: Aynı şey Mevlana için de geçerli mi?
Anday: Olmuyor, insani bir sonuç çıkmıyor...
Nokta: Ne bakımdan?
Anday: E, artık kelimeyi kullandım, “ne bakımdan” olur mu? Bütün insanları ilgilendirecek br anlayış çıkmıyor Mevlana'dan...
Nokta: Peki İngilizler, Almanlar, Fransızlar ne buluyorlar Mevlana'da?
Anday: Hepsi yalan onların...

Donanım yokluğumu? Batılılaşma ile birlikte tartışılmaya başlayan konulara klasiklerin de eklenmesi belki doğaldı. Füsun Akatlı'nın “Homeros ne kadar bizim klasiğimizse, Mevlana da o kadar bizim klasiğimizdir” sözü bu açıdan yaklaşıldığında farklı bir anlam kazanıyordu. Ancak Hilmi Yavuz hiç de öyle düşünmüyordu: “Klasiğimiz yok deniyorsa, bunun nedeni, geçmişimizi, geçmişte üretilmiş olan büyük sanat yapıtlarını okuyup, onları bugünün değerlerine göre yorumlayabilme konusunda yeterli zihinsel donanıma sahip olamayışımızdır; başka bir şey değil!...”

Nokta Dergisi, Yıl: 6, Sayı: 5, 7 Şubat 1988, Sayfa: 69
idefix'te     ya da HAVALE ile alışveriş yapabilirsiniz.

Lütfen kendinizi tanıtın.
E-Posta
Şifre
 
Şifremi unuttum 

» Üye olmak istiyorum
« Kapat