22 Kasım 2008 Cumartesi

Üye Girişi





< Geri

Bir Düğün Gecesi Ses Sese Karşı…

Burhan Günel, "Başlığını Okurlar Koysun" (Papirüs, 15 Mart 1981) isimli yazısında Adalet Ağaoğlu'nun Bir Düğün Gecesi romanıyla Aldous Huxley'in Ses Sese Karşı romanını karşılaştırmakta ve "ona göre" iki eserin ortak yönlerini ortaya koymaktadır. Günel 11 sayfalık yazısında romanları karakterler, olaylar, cümleler… gibi pek çok açıdan inceleyip paralelliklerini alıntılarla ispata koyulmuştur resmen… Merak eden idefix Dostları için bir örnek verelim:

Kızlık Zarı:

… birçok kızı kızlığından ederdi (Ses Sese Karşı, 98).

Bakalım Ayşe'nin kızlığına son verecek delikanlı ne biçim bir şey (Bir Düğün Gecesi, 38)

… ve yukarıdaki tarzda alıntılarla dolu olan Burhan Günel incelemesinin sonu: "Bu kadarı şimdilik yeterlidir sanıyorum. Öteki benzerlikler ve bu yazıda özetle yer alan benzerlikler, her iki kitabı bir arada okuyacak okurlar tarafından kolayca görülebilecektir. Bu yazının amacı, yanıltılan okura ve bu tür benzerlikleri alkışlayan kişilere bir uyarıdır."

Yukarıdaki yazı aynı ya da farklı şekillerde o dönemin tüm edebiyat dergilerinde de yayınlanmış ve o dönemin en hararetli tartışma konularından olmuştu. Şimdi de, eleştirinin yayınlandığı Yazko Edebiyat dergisinin 5. sayısına bir açıklama gönderen ve suçlamalara maruz kalan Adalet Ağaoğlu'nun açıklamalarını okuyalım:

"Dergi, yazının başına koyduğu notunda bunun 'emek ürünü bir inceleme' olduğunu belirtmiş bulunsa da bu karşılaştırmayı yapan kimsenin amacı, başka başka zamanlarda, başka başka toplumlarda, başka yazarlar tarafından yazılmış iki romanın ortak ya da karşıt düşünce, duyarlık alanlarını, biçim, yön ve yöntemlerini, varsa eğer, bu ortaklıklarla karşıtlıkların belirleyicilerini saptamak değil. Böylece, bir incelemenin verileriyle genelde edebiyatın, özelde romanın yorumlanmasına yeni katkılar getirmek değil. Her okuyanın kolayca anlayacağı gibi. Bu karşılaştırmaya konmuş emek, bir edebiyat araştırması adına değil. Böyle bir karşılaştırmanın tek amacı. Bir Düğün Gecesi ile benim bir çırpıda kılığı kıyafeti değiştirerek soyguna çıktığımı öne sürmek ve yazıyı yazan kimsenin inceleme dışı nedenlerle kendi kafasına musallat olmuş bu yepyeni yazar kimliğimi enseleyerek gözler önüne sermek.

Yazko Edebiyat, adı geçen yazıyı sayfalarında yayımlamakla iyi etmiş. Böylece dergi, karşılaştırmayı yapan kimsenin aylardır alacakaranlıkta sürdürdüğü şu enseleme kovalamacasını aydınlığa taşımış bulunuyor. Bunun için Yazko Edebiyat'a teşekkür ederim. Ancak, yazarların sahipliğindeki bir derginin bu karşılaştırmayı yayımlamadan önce "Bir Karşılaştırma"daki "kanıtların" sağlıklılık derecesini incelemesi ve bu konuda kendi görüşlerini de belirtmesi gerekirdi. Dergiden bunu yine de beklemekteyim. İlk sayısının başlangıç yazısındaki "Bu dergide yayımlanacak her yazıdan yalnız yazarı sorumludur" bildirisi, önümüzde duran karşılaştırmanın içeriği, amacı nedeniyle herhangi bir anlam taşımıyor. Yazı dolayısıyla bana, eleştirmenlere ve seçici kurullar üyelerine çıkarılmış özel davetiyeler çıkarılmasa da, ilgililer herhalde üstlerine düşeni kendileri tartabilmektedirler. Bense, romanın yazarı olmak, böyle bir suçlamam nedeniyle protokol sırasında en sonda durmam gerektiği kanısındayım.

O halde, bu yerden ve bu yerin gereği kadar şunu hemen söyleyeyim: "Bir karşılaştırma" başlıklı edebiyat dışı - akıl dışı yazıya karşı kendimi savunuya geçecek değilim. Buna gerek görmüyorum. Adı geçen yazının kendisi, hiç istemeyerek de olsa, bu benim yapabileceğimden çok daha iyi yapıyor. Karşılaştırmayı okuyanlar görmüş, anlayanlar anlamıştır. Böyle bir karşılaştırmanın niyeti de, boyutu da, sağlık derecesi de önüyle ardıyla apaçıkken, benim Yazko Edebiyat okurunu bu durumda yeninden yormaya, ona bu saygısızlığı göstermeye hakkım yok.

Ne yalan söyleyeyim, bir türlü sonuna dek okumayı başaramadığım, daha ilk "kanıtlarıyla" birlikte gülmelere tutulduğum bu karşılaştırmayı yapan kimse, yalnızca roman yazma dünyasından, bu işten habersiz olmakla kalmıyor. Ayrıca okurun da kör ve kafasız olduğuna inanmış. Buna fazla güvenmiş. (...) Bu durumda ve edebiyat sınırları içinde benim yapabilecek bir şeyim yok. Ama şunu diyebilirim: Bu kimse neyi ne sanarsa sansın kafayı nereye takmış olursa olsun, işte Ses Sese Karşı'da (Çeviren: Mina Urgan), benim ilk basımı Şubat 1979'da Remzi Kitabevi tarafından yapılmış Bir Düğün Gecesi adlı romanın da ortada. İkisi de kitapçılarda satılıyor. Bugüne dek ikisini de okumamış bulunanlar, eğer karşılaştırmanın sağlık derecesini ve nihayet amacını çok merak ederlerse, alır, okur kendi karşılaştırmalarını kendileri yaparlar. Benim buna ekleyebileceğim tek şey ise, küçük bir hatırlatma olabilir: Salt öne sürülenin merakıyla her iki romanı da yan yana okumak isteyeceklerin "Bir Karşılaştırma" üstüne daha iyi aydınlanabilmeleri için, edebiyatımızın yakın tarihindeki kayıtlarına göre Bir Düğün Gecesi'nin özbeöz ebeveyni olan Ölmeye Yatmak adlı romanımı da ötekilerle birlikte okumaları gerekecektir. Ama bu, yineleyeyim, "Bir Karşılaştırma"daki (...) bir yana, roman yazma dünyasına yaklaşım açısından çarpıklığı apaçık ortada bulunanla yetinmek istemeyecekler için bir gereklilik olacaktır.

Belirttim: Karşılaştırmayı yapan kimse, gereğinde sıvışabilmek için kendine bir açık delik bıraktığını sansa da, Bir Düğün Gecesi"nin "yürütme - çalıp çırpma bir roman olduğunu" öne sürmüştür. Böyle bir hırsızlık suçunu işlememişsem, bu "iddianame"ye karşı asıl konuşması gerekenler, başta Bir Düğün Gecesi'ni yayımlamış yayınevim olmak üzere, romanı özgün yaratı olarak değerlendirilmiş eleştirmenlere onu bir yılda üç roman ödülüne de değer görmüş bulunan seçici kurullar üyeleridir. Kuşkusuz, yayımlandığı ilk günden bugüne romanı benimsemiş okur da. Hepsinin de bu konuda üstlerine düşünenin bilincinde olduklarını kuşku duymuyorum. Karşılatırmacımızın aylar öncesinde başlattığı suçlama girişimlerinde beklediği sonuçlar derleyememiş olması da bunu göstermektedir.

Bir nokta daha: Konur Ertop değinisinde haklı olsa gerektir. Karşılaştırmacımızın, 1980 yılının kendince uygun gördüğü saatlerinde bütün ödül kurumlarına başvurarak "uyuyanları uyandırma" örtüsü altında bana (...) girişimlerinde bulunduğu anlaşılmaktadır. (...) Mayıs - Haziran 1980 aylarında hakkımda yayınevime de göndermiş olduğu mektuplar bunu söylemektedir.

"Bir Karşılaştırma" nedeniyle benim şu aşamada diyeceklerim işte bu kadar. Artık yeni kitabımı yazmaya dönüyorum ve hep yazacağım, yine yazacağım.

Merklısına Not: Tartışmalara görüşleriyle dolaylı olarak katılan eleştirmen Konur Ertop ve Ses Sese Karşı'nın çevirmeni Mîna Urgan gibi isimler ise iki roman arasında Ağaoğlu'nun hırsızlık yaptığına dair metinlerin olmadığını ve hatta Ağaoğlu'nun romanının farklı ve daha ilginç tekniklerle yazılmış olduğunu, istenirse herhangi iki kitap arasında da istenilen türde benzerlikler bulmanın mümkün olduğunu belirttiler…
idefix'te     ya da HAVALE ile alışveriş yapabilirsiniz.

Lütfen kendinizi tanıtın.
E-Posta
Şifre
 
Şifremi unuttum 

» Üye olmak istiyorum
« Kapat